okumadığım kitaplar üzerine

fikir ve başlık Serkan‘dan. zaten onun metni daha iyi.

tolstoy’dan başlayayım. ortak yaramızmış. tolstoy’un insan neyle yaşar’ının ilk öyküsünden sonrasını okumadım. insan sevgiyle yaşamaz çünkü. savaş ve barış güme gitti böylece. dindarlık mıdır ikisini ayıran bilmem, dostoyevski okudum onun yerine. budala’ya bayılmıştım lisede. artık o kadar naif değilim. belki şimdi sevmem bile.

günler, aylar, yıllar okudum. kitabın arka kapak yazısından bir söz öbeği: “olağanüstü bir varoluş inadı”; mıh gibi aklımda tutuyorum. şiir okumadım pek. attilâ ilhan’ın adı nasıl yazılıyor diye google’a baktım. frankenstein’ı yarım bıraktım, benim için ödev olmaktan çıkarıp kendisini, geniş zamanlar umdum kitabı sevmek için. geniş zamanlar ummak günahını behçet necatigil’den öğrendim. okuduğumu hatırladığım tek şiirinden.

ömer seyfettin okudum, lanet olsun (serkan gibi). bomba’yı hiç unutmadım. tam bir çocukluk travması. kaşağı’yı okudumsa da hatırlamıyorum. zihnimi bu konuda zorlamak istemiyorum.

oliwer twist ya da tom sawyer okumadım hiç. pal sokağı çocukları’nın sadeleştirilmişini okudum. enid blyton’a, thomas brezina’ya ve martı jonathan’a kocaman bir çocukluk borçluyum.

freud’un uygarlığın huzursuzluğu’nu okudum. biliyorsunuz. (oku be şunu insan!) freud’un başka bir eserini okumadım. nietzsche’nin zerdüşt’ü hakkında serkan tarafından söylenmişlerin altına imzamı atarım. benim de ekleyeceklerim var. nietzsche’ye saygımı niçeciler mahvetti. deleuze’ün hiç bir eserini bitirmedim. tanısam seveceğimden emin gibiyim. dölözcüler de aynı adamlar (evet, adamlar) aramızda duruyorlar.

spinoza’nın ethica’sını çok sevdim, bitirmedim. gece kaygıdan uyuyamadığımda kitabın okuduğum kısımlarını düşünüyorum. spinoza okumak için tezi yazıp bitirmeyi bekliyorum. bilge karasu’yu ilk okuldayken okuduğumu ama anlamadığımı biliyorum. kendimi okumamış sayıyordum. geçen sene yeniden okudum. spinoza’nın yanında bekletiyorum okumadıklarımı. öyle bir sevgi.

ilias venezis’i bitirmedim. ince memed’in ilk cildinden öteye gitmedim. bir ada hikayesi’ni çok sevdim. ovalar değil, adalar çekti beni de. ya ne olacaktı?

herman hesse okumamış sayıyorum kendimi. siddhartha ve demian’ı okuduğum halde. bozkırkurdu’nun eksikliğidir belki mesele. oğuz atay’ın tutunamayanlar’ına başladım üç kere. olmadı. 100’lü sayfaları geçemedim. aylak adam’da kendimi bulmadım. şehirli erkeklerin dertleri beni teğet geçti. varolmanın dayanılmaz hafifliği’ni hatırlamıyorum. bir ayna bir şapka bir kadın bir erkekten çıkmış uzun bir roman gibi düşünüyorum, geri dönmeyi düşünmüyorum.

borges okumadım çok. bakın bunun vicdan azabını da çekiyorum. borges’in okuya okuya kendi kendine yeni diller öğrenmesini hatırlıyor, içinde kendimi güvende hissedemediğim ingilizceye bakıp dertleniyorum. saramago okudum biraz. ihsan oktay anar da mesela. ikisini de çok etkileyici buluyorum. körlük’ü çok övmüyorum.

büyük almanlar, büyük ingilizler, büyük fransızları okumamış buluyorum kendimi. dickens’ı sevmiyorum. iki şehrin hikayesi’ni okudum mesela. tüm kitapları bitirmek zorunda değiliz, yazardan önce vazgeçebiliriz kitaptan. dickens’tan önce vazgeçtim iki şehrin hikayesi’nden. werther’in acıları da ne bileyim.

rusların, latinlerin, türklerin edebiyatını, batının felsefesini aldım belki de. locke, hume, kant külliyatını seviyorum. hiç birini bitirme derdi gütmedim. yargı gücünün eleştirisini okumak isterim.

sınırlı ömürde sınırsız yazılı materyali okumanın imkan dahilinde olmadığını biliyor, ısrar edilmezse indirgemeci tavrıma devam ediyorum. kitap okumanın bir zamanların “entertainment”ı olduğunu hatırlıyorum. işçi ailelerinin çocukları haklarını şiddet aracılığıyla talep etmesinler diye kitap okutalım diyen bir İngiliz vardı. ben bunu nereden biliyorum? (edebiyat kuramı, terry eagleton, 2018, s.42)

amerikan edebiyatına ve felsefesine otuzumdan sonra başladım. mümkün olursa bugünü konuşmak isterim. okumayalım demem. ama abartmayalım diyebilirim. kendimize yük edip vicdan azabına çevirmeyelim diyebilirim. canım mental sağlığım.

umarım serkan’ın sosyal mesajsız yazısını önden okumuşsunuzdur.

sevgilerle.

n.

Yorumlar

“okumadığım kitaplar üzerine” için bir cevap

Yorum bırakın