seyir zevki yüksek bir tabloyla başlayalım. (By Jacob Peter Gowy – İkarus’un Düşüşü Public Domain, https://commons.wikimedia.org/w/index.php?curid=27493281) sanat felsefesi dersinde beni en çok etkileyen tablolardan biri bu. bir diğerini sonda bulacaksınız. ama şimdi bu: dönemin bir getirisi olarak insan bedeninin iyi örneklerini görüyoruz. güçlü, yerli yerinde kaslar. daidalos’ta bile. soluk arka plana rağmen göze batan o kırmızı, tüm odağımızı ikarus’a çekmek istiyor. ikarus’un kanatları paramparça, yanındaki adam babası daidalos. kanatlar daidalos’un eseri. her zanaatkar gibi ürettiği kanatların içeriğinden ve neye dayanabileceklerinden haberdar. bu yüzden uyarıyor ikarus’u çok yükselmemesi konusunda. tahmin etmesi zor değil, birden fazla anlatı var bu konuda ve bir anlatıda ikarus heyecanına, bir başkasında kibrine yenik düşüyor. belki babasını duyamıyor. bilmiyoruz. ama bildiğimiz ikarus’un düşmekte olduğu. yakından bakarsak tabloya gözleri dolu. yanında, düşüşünü durduramadığı oğluna hüzünle, panikle eşlik eden bir baba. kanatları sağlam ama hareketi aşağı yönlü. muhtemeldir ki son ana kadar yapabileceği bir şey arayarak onunla aşağı inecek hızla. daidalos hikayelerin hiçbirinde oğluyla beraber ölmüyor.
ikarus yunan mitolojisinde birden fazla karaktere denk geliyor, en bilineniyse balmumu kanatlarıyla – zanaatkar daidalos’un oğlu – ikarus. balmumu kanatlarıyla güneşe fazla yaklaşınca kanatlar erir ve ikarus düşer. daidalos dönem içindeki birçok icadın kendisine atfedildiği bir zanaatkar. örneğin oğlu ikarus’un ve kendisinin taktığı balmumu kanatları daidalos yapmıştır. başarılı bir zanaatkardır. başarısı – daidalos’un yaptığı kanatlarla – ikarus’un güneşe fazla yaklaşacak kadar çok yükselebilmesinde gözlenebilir. bir başka anlatıda daidalos ve ikarus iki ayrı yelkenlide seyahat ederlerken ikarus yine ölür ve yelkenli bir daidalos icadıdır. daidalos, insan olmasına rağmen dönemin olymposlu tanrılarının saygısını kazanmıştır.
hikayenin bir adım gerisine gidelim: ikarus ve daidalos neden kanat takıp uçmuştur? çünkü bir labirentten kaçmaya çalışmaktadırlar. labirenti kim yapmıştır peki? daidalos. bu hikaye geriye doğru uzun. önünü ardını bilmek için bakılabilecek kaynaklar aşağıda. beni bugünlerde bunları düşünmeye iten birden fazla tetikleyici var. İşte ikincisi:
(Pieter Brueghel – manosuelta.files.wordpress.com, Kamu Malı, İkarus’un Düşüşü Sırasında Bir Manzara.)

ilk tablo “ikarus’un düşüşü” olarak anılıyorken, bu tablonun adı “ikarus’un düşüşü sırasında bir manzara”. ikarus’un yerini ben söylemeyeceğim ama bu tabloda da mevcut kendisi. bunun ilk tabloya göre daha kötücül bir ünü var. insanların diğerinin acısına karşı duyarsızlaşmasıyla ilişkilendiriliyor. ikarus düştüğü sırada hayatın gidişatı bir an bile sekmiyor, kendisine dönmüş kafalar veya ona doğru koşanlar yok. daidalos da yol yakınken dönmeye karar vermiş olacak ki bu tabloda yer almıyor. (kendisi sicilya taraflarında bir başka hükümdarın zanaatkarı olup onun şımarıklığını doyururken harika icatlar yapmaya devam edecek.) belki bu yüzden sadece söylentiler var tablonun kime ait olduğuna dair. hatta elimizdekinin eserin orijinali olup olmadığından bile emin değiliz. zira olması gerekeni mi resmettiği, yoksa hiciv dolu bir eser mi olduğu konusu da tartışmalı. niyetini okumayacağım.
bana gelince daidalos’u da ikinci tabloyu da suçlamıyorum. başkalarının fizik kurallarından veya kendi kararlarından kaynaklı acılarına da “deneyim” gözüyle bakıyorum. bakın burada, geçen yazıda sözü geçen ilk iki mutsuzluk kaynağına gönderme yapıyorum. konu insanla insan ilişkisine gelince işler karmaşıklaşıyor. oraya dair de sonra konuşuruz.
gelelim üçüncü tetikleyene. son günlerde ünlenmiş bir kitap, aslında 2018’de basıldı: madeline miller’den “ben, kirke”. ikarus’un hikayesi dahil birçok ünlü mitolojik hikayeyi bir nymphanın gözünden yeniden okuyoruz. son dönemlerde elimden bırakamadım dediklerimden oldu. yukarıdaki eserleri hatırlattı. onlar da evde olma halini. sonra olaylar gelişti.
bu yazıyı yazarken tablolarla ilgili vikipedi sayfalarından, adı geçen eserlerden bir de kabalcı’dan çıkma pierre grimal’ın “mitoloji sözlüğü (yunan ve roma)”’nden faydalandım. kaliteli ilişkilendirmeler dilerim.