
2002’ye ışınlanıyoruz. 14 yaşındaki Nazlı kuş gözlemciliğinden haberdar ama ne internet var doğru düzgün ne tanıdığı başka kuş gözlemcisi… Böyle böyle not alıyor gördüğü kuşları. Ama ne heyecan! 🐦⬛
Geçenlerde Sinan’ın bile tam olarak kuş gözlemciliğine neden, ne zaman başladığımı bilmediğini konuşuyorduk. Bu yazı biraz bu sebeple, biraz da her şey dramatik bir biçimde değiştiği için yazılıyor.
Kuş gözlemciliği diye bir şeyden ne zaman haberdar oldum emin değilim, ama Bilim ve Teknik okuruydum ve bir sayısında çıkan küçük kustr.org ilanını gördüğümü ve ilana bakıp “Ya evet, kuş gözlemciliği diye de bir şey var.” dediğimi hatırlıyorum. Netleştirmek adına söylüyorum, zaten Bilim Çocuk değil Bilim Teknik okuyacak kadar “nerd”tüm. Oysa ki çocuk denecek yaşlar benim 5. sınıfım, 1997. Yine de kustr.org ilanını gördüğümde yıl 2002 falan olmalı.
İlköğretim boyunca hobileri veya büyüyünce olmak istediği şey sürekli değişen bir çocuktum. (Böyle olmayan beni bulsun, bir şey danışmak isterim.) Bu yüzden ebeveynlerime “Kuş gözlemcisi olacağım.” dediğimde de sade bir “OK” ile cevaplandım.
İlk dürbünümün alınması bundan üç sene sonraya tekabül ediyor sanırım. İlk rehber kitabım da benzer bir zamana tarihleniyor. Türkiye’nin ve Avrupa’nın Kuşları. (Link yok :)) Arada bir Tübitak yayınlarının “Kuşlar” kitabı geçti elime. Oradan pratiğin nasıl icra edildiğini az öğrenmişim belli ki. Yukarıdaki notlar onun eseri. İlçe tarım müdürlüğü’nden rehber kitap isteyip kendilerini şok etmişliğimiz de var Ayla ile. 1 2
Kuş gözlemciliği örneğin ilk İzmir seferimin (2007 – 2010) kurtarıcısı oldu. Çünkü örgütlü bir kuş gözlemcisi topluluğu vardı ve aktif olarak bir araya geliyorlardı. Okumakta olduğum DEU İşletme Fakültesi’nin “networkinginin” aksine sade ve olduğun gibi kabullenildiğin bir arkadaşlıktı. Kendilerine söylemiyorum ama o dönem kuş gözlemciliği aracılığı ile tanıştığım insanların hepsinin hâlâ hastasıyım.
Bu pratik İstanbul’u da çok kolaylaştırdı benim için. Nereye gidersen git, kuşçuları bul ve hayatta kal. Öyle yaptım. İstanbul’da geçen üç yılımı (2011 – 2014) halen çok iyi anarım. İstanbul’da öğrenci olmak, haftanın yedi gününün altısında kuş bakmak, kuş kitaplarında başkalarının el yazısını bulmak. (Bu kadar romantizasyon yeter mi Duygu?)
Dürbün ve pek çok kitap edindim zaman içinde ama üstüne bir fotoğraf makinesi eklemedim kuşçuluğumun. Bu elbette başta kuş fotoğraflamaya yetecek ekipmanın pahalı olmasıyla ilgiliydi. Şimdi de arazide onun ağırlığını istemememle ilgili. Bu yüzden halen notlarım şu şekilde.

Samsun Cernek’teki kuş halkalama istasyonunun bir ibadethane olduğunu düşündüm hep. Burada geçirdiğim parçalı yedi hafta bana hep bir şekilde iyi geldi. Halkalama istasyonlarının rutini şu şekilde: Saat başı ağları kontrol etmek, ağa takılan kuşları toplamak, ayaklarına halka takılmasının ardından doğaya salmak. Sonra o kuşun aynı veya başka istasyonlarda yakalanmasını ve böylece ondan haber almayı beklemek. Bu sayede göç yollarına ve koşullarına dair bilgi toplamak. Bu bilgi aracılığıyla göç yol ve koşullarını korumayı ve iyileştirmeyi ummak.
Hep şöyle açıkladım insanlara kendimi: Erken dönemde yazmayı alışkanlık haline getirdim. Sonra kuş gözlemciliğini kendime ekledim. İkisinin birleşiminden şöyle arazi notları doğdu.

Hak çalışmalarına girişimi henüz yapmadığım için kadınlara bir takım atamalar yapılan bu notlar 2013 – 2014 civarı gerçekleşen 3. havalimanı ÇED raporu arazilerinden. Terkos Gölü boşaltılırken, yani aslında havalimanı çalışması başlamışken biz kuş sayıyorduk. Alanın havalimanına uygun bir alan olup olmadığını anlamak için.
Bu sabah bir post hazırlığında idim, bu yazının da ilk fotoğrafı olan ilk kuş gözlem kaydımın altına birkaç satır yazıp Instagram’da paylaşacaktım. Bunu halen yapacağım. Bu yazının bir duyurusu olsun diye. Ama altına yazdıklarımın genleşmesine karşı koyamadım ve önce bu yazıyı yazdım. Paralelinde Jabaddams‘ın Twitch yayınını izledim. Yayın boyu kuş halkaladı ve gelen soruların da yönlendirmesiyle kuşlar hakkında çene çaldı.

Peki bu ara işler nasıl gidiyor? Her şeyde olduğu gibi bu konuda da ataklar halinde çalıştığımdan 2025 başında “Yahu, şu kuş listemi kafamda sıfırlayayım da her şeyi bir yeniden göreyim.” dedim ve yıl kertiği3 dediğimiz listeyi takibe başladım. İlk 100 her zaman kolaydır. Ona dair bir postu Instagram hesabımda yayımladım. Şu sıra 150’lere yaklaşıyorum ama bu bir “kaç kertiğim var?” yazısı değil. Olsaydı Ebird’te görünen listenin tam olmadığını söylerdim. Belli ki söyleme ihtiyacı duyuyorum 🙂
2002’de dünya üzerindeki az sayıda kuş gözlemcisinden biri gibi hisseden izole kendime el sallayarak yazımı sonlandırdım.
- Bakın bu hikayenin bu kısmı Ayla ile 🙂 O yüzden yazarken elim hep biz’e gidiyor. Ben’i de Biz’i de idare edin. ↩︎
- Bir de 19 yaşında Ayvalık’tan ayrılana kadar hep babam oldu hikayenin eşlikçisi. Çünkü biliyorsunuz ki arkadaşlar kız çocuğu tek başına dağa bayıra salınmaz. En azından bu coğrafyada. “Yapma” demek yerine eşlikçi olduğu için kendisine de öpücükler buradan. ↩︎
- Kertik: Bir kuş türünü görmek, görmüş olduğunuz kuşlar listesine onu eklemek. ↩︎






