Yoksa ben apolitik miyim? 

Serkan attı başlığı. Serkan’ın peşine takılmak değilse yazmak, yapmıyorum. Konu mu yok, Serkan mı alelade konuları lezzetli hale getiriyor, bilmiyorum. Önemli de değil. Serkan bana intihal davası açmaz. Açsa komik olur, beraber güleriz ama masraf bir yandan da. 

Ne diyorduk? Serkan attı başlığı. Serkan’ın derdine düşelim biz de. Hem biraz onun yazısını açalım. Hem de onun kavram setini kullanarak kendi pozisyonumuzu kuralım. Serkan iki şeyi ayırıyor: politik edim ve politik biri olmak. Hadi biz ikincisine politik yaşam diyelim. Politik edimlerin tek başına kişi-yaşamı politik kılmaya yetmeyeceğini okuyoruz hemen sonra. İki soru hemen buraya: 1. Politik edim nedir? 2. Politik yaşam ne kadar politik edimle mümkün olur? 

Serkan politik edimi kabaca örneklemiş: “Politik bir kimsenin politik edimleri tanınabilir. Eylemlere katılan, boykotta bulunan, Instagram’dan kimi destekleyici veya afişe edici paylaşımlar yapan arkadaşlarım var.” Bu bir yandan politik edimler listesinin bundan ibaret olmadığını da söyleyen bir cümle. Bu iyi. Öte yandan belli ki Serkan bu yazı boyunca “sergilenen” bir politiklikten bahsedecek. Bu da iyi. Politik kişi-yaşam ya da politika birlikte yaşamın doğurduğu bir şey. Poli-tika çoklu ilişkiler ağımızda takındığımız çokça tavrın da adı. Bu sebeple kendinle baş başa bir politiklikten bahsetmek zor. 

O sırada ben ne yapıyorum? Her konu hakkında görüşlerimi paylaşmıyorum, benim neyden yana olduğumun anlaşılmasını beni tanıyanlara bırakıyorum. “bizi tanıyan herkes bilir, benle ben eskiden beri…” 

Eylemlere genellikle katılmıyorum. Bir noktadan bir noktaya slogan atarak yürümekteki mantığı anlıyorum. Kalabalıkta bir güvenlik var. Çok seslilik de tüylerimi ürpertir.* Duygusal anlamda beni coşturur. Maalesef iyi organize bir çoksesliliğin insana pek çok şey yaptırabileceğini de düşünüyorum. Örneğin cinsiyetçi küfrettirebilir. “Hepiniz orospu çocuğusunuz.” sloganında tüylerim ürperebilir. Bundan da utanabilirim. Ama hâlâ topluluktaki gücü hissederim. Bu sebeple bir süre sonra şunu fark ediyorum. Bir kalabalığın içinde olduğumuz sürece haklı veya haksız olmak önemini yitirebilir. Kalabalıkta bir şey var. Şimdi burada dursun. 

Ne dedik? Politika birden fazla kişiyi gerektirir. Kalabalık bir grubun bir ağızdan bir şeyi bağırması duygusal olarak etkilidir. 

Bir sunum için Castells’in İsyan ve Umut Ağları: Yeni Medya Çağında Toplumsal Hareketler’ini okumuştum. (2018) Aklımda kalan şu oldu: Castells, Türkçesi 2013’te basılan kitabında sosyal medya araçlarının (yoğunlukla twitter) Arap Baharı’larınca kullanımına odaklanıyor ve o dönem için yeni medya araçlarının toplumsal hareketleri nasıl dönüştürebileceğini tartışıyordu. Alternatif haberleşme kanalları açması adına faydalı da buluyordu. Elbette eksi ve artılarıyla. Sonra devletler interneti kesmeyi akıl ettiler. Yine de hakkını vermek gerek ki herhangi bir haberi benim gibi düşünenler arasında yaygınlaştırmak istersem kullanacağım araç sosyal medya olur. 

Ne dedik? Politika birden fazla kişiyi gerektirir. Kalabalık bir grubun bir ağızdan bir şeyi bağırması duygusal olarak etkilidir. Sosyal medya araçları da toplumsal hareketlerde işe yarayabilir. 

Peki kalabalık bir grubun bir ağızdan bir şeyi bağırmasının yerini ben ve arkadaşlarımın 24 saatlik hikayelerimizde bir (ve genellikle aynı) şeyi paylaşmamız alabilir mi? 

Geçtiğimiz aylar bol bol politikaya sahne oldu Türkiye’de ve dünyada. Hepimizin yaklaşık olarak olduğu an haberimiz olan şeyleri birbirimizle paylaşma çabamız hepimizi sıkmış olacak ki hiç birimiz bakmıyor gibiyiz hikayelere. Bir üstteki sorunun cevabını olumsuz olarak vermeye itiyor bu da beni. Sadece bu değil elbette, bu bir gözlemdir. Bir de bunun böyle çalışacağını söyleyen uzmanlar mevcut. 

Neyse ki bu bir ne yapmalı yazısı değil. 

Zamanlar önce aldığım felsefe derslerinin bir sonucu olarak bir şeye ad koymakta da bir şeyi tanımlamakta da kötüyüm. Mesela yazıları tamamlamakta da. Başlığa konu soruya cevap vermekte de zorlanıyorum. Politik teori biraz biliyorum. Haberleri düzenli takip ediyorum. En az iki kişiyi içeren tüm durumlarda bir tarafı seçtiğimi biliyorum. Bazı haberleri Serkan’a yolluyorum. Politik teori konuşacak kimse yok diye dert yanıyorum. Siyasetçilerin davranışlarının neye hizmet ettiğini tartışmak biraz bulmaca çözmek gibi geliyor çünkü. House of Cards izlerdik Spacey birey hakkında ifşalar yokken. Sonra onu da izlememek icap etti. Maazallah izlerim de cebine para girer diye. Serkan koş boykot ediyormuşum galiba! 

*Konu bu değil ama soran olursa baslardan yanayım.

Yorumlar

Yorum bırakın