Sandıktan yeni çıktı: Dostluk Üzerine

2021 yılının Mayıs ayında yazılmış ve Aposto!’da yayımlanmış bir yazıyı bulduğum gibi yayımlıyorum.

Bir Nevi Girizgâh

Merhabalar yeniden, 

Yazlıklar sandıktan çıktı mı? Dolaplar hafifledi mi? İzmir’e açıkça yaz geldi. Yorgandan battaniyeye ve çok kısa süre sonra pikeye geçişler yapıldı. Bu yaz ev kıyafeti olmayan yazlıklarımızı da kullanırız belki diye ümitlenmekle meşgulüz şu sıralar. 

Bir yandan da pandemide yemek yaparken veya yerken arkada çalıp duran Friends’in Reunion’ı geldi sonunda. Bugün bu yüzden biraz dostluk üzerine konuşmak gerek diye düşündüm. Felsefe tarihi boyunca dostluğa yüklenmiş anlamlar seçkisi aşağıda.  

  • alesterekop’tan haberler: Geçtiğimiz on beş günde alesterekop’un kendine özel bir instagram hesabı oldu. Gün içinde aklıma düşüveren ama bir bültene dönüşmeyenlerin, gelecek sayıda neyi konuşalımların sohbeti için takip edebilir, mailin yanı sıra bu yolla da bana ulaşabilirsiniz. 
  • Ne dinlesek?: Bugünlerde kafamın içinin bir ifadesi olarak sözlerini Ulus Baker’in yazdığı Bandista parçası Her Şeyin Şarkısı dinlenebilir. Keyifli olsun!
  • Kendine bakmayı öğütleyen ve bu öğüdün yerine getirilmesi için boş zamana ihtiyaç olduğunu söyleyen Antik Yunan’dan yola çıkmıştı son yazı. Bu boş zaman övgüsünün peşinden gitmek yerine ayrımın karşı tarafını benimsemiş, tekniğin, çalışmanın bir övgüsüne meyletmişti. Ucu oldukça açık kalan geçtiğimiz sayının bir devamı veya sonucu olarak görüyorum bu bültenin kendisini. Boş zaman masallarında* bu hafta kendine bakmanın bir başka biçimi olan dostluk üzerine konuşuyoruz. 
  • *Bu akıştaki masal kelimesini kinayeli bir anlamda kullanmıyorum. Aksine birbirimize daha fazla masal anlatsaydık, tadımız daha az kaçardı diye düşünüyorum.

Dostluk Üzerine

Yukarıdaki görseli tanıyanların yaşaran gözleri kurulandıysa şu soruyu sorarak başlayalım kendimize: Dostluk nedir? Felsefe tarihinde bu soruya verilmiş iki farklı cevaptan bahsedelim.

Faydacılarla başlayalım. Kuruculuğu Jeremy Bentham’a atfedilen bu akım özetle şunu söyler: Bir eylem ne kadar çok kişinin yararınaysa ne kadar çok kişi o eylemin sonucunda mutlu oluyorsa o eylem o kadar iyidir. A eylemi x kişiyi mutlu ederken B eylemi 2x kişiyi mutlu ediyorsa, B eylemi A eylemine göre daha iyidir deriz. Tabi eğer bir faydacıysak.

  • Sevim koş, A’lı x’li konuşuyor bu!

Konuşurum tabi. Zira hangi eylemin sonucunun ne kadar toplam mutluluğa sebep olacağının hesabı için Bentham bir formül de üretmiştir. Formül mutluluğun seviyelerini de sayılarla ifade etmeyi gerektirir.

  • Sevim, bugün on üzerinden kaç mutlusun?

Hayatın sayılara ve formüllere indirgenebileceğine dair bu naif umudu bir kenara bırakalım, bir de benim fayda kelimesinde bulduğum meşruiyeti tartışmalı anlamlara bakalım:

Fayda

Dostluk üzerine düşünürken fark ettiğim bir şey fayda kelimesinin benim için bir “fazlalık” anlamı içerdiği oldu. Bir olmasa da olurluk hali. Sağlığa faydalı besinlerle beslenmeden de yaşayabilirsiniz ama sağlığa faydalı besinlerle daha iyi yaşarsınız gibi. Hep bir zorunluluğun dışına taşan anlam var. Üşenmeyip fayda sözcüğünün anlamını araştırmak isteyenler için söyleyeyim, karşınıza çıkan anlamlardan “kâr” anlatmaya çalıştığım şeyi daha doğrudan karşılıyor. TDK ise “fayda” kelimesini “yarar” sözcüğü ile karşılıyor.

Epikuros MÖ 341 ile 270 yılları arasında yaşar. Rivayete göre dostlarıyla beraber kurdukları okulda ekip biçerek kendi yağlarında kavruldukları bir hayat yaşarlar. Temel ihtiyaçlarının hemen yanına eklenen bu “dostluk” teması önemlidir. Olmazsa olmazdır. Zira dostlar Epikuros’un felsefesinde bugüne dair bir güvenlik ihtiyacının yanı sıra gelecekte de güvende olmanın garantörüdürler. Nereden çıktı bu güven ve güvenlik bir bakalım:

Photo by Miguel A. Amutio on Unsplash

Güvenlik

  • Birçok memelinin aksine insanlar olarak kendi başına hayatta kalamayacak varlıklar olarak geliyoruz dünyaya. Kendi temel ihtiyaçlarımızı giderebilmemiz için en iyi ihtimalle yıllar geçmesi gerekiyor. Hayatta kalışımızı büyürken yanımızda olan yetişkin türdeşlerimize borçluyuz. Kendi temel ihtiyaçlarını giderebilecek yaşa gelmek diğerlerine olan ihtiyacımızı ortadan kaldırmıyor. Öngörülebilir bir evren hayaliyle yaşıyoruz, örneğin bugün hâlâ bilim yapıyoruz. İnsanlığın başına gelebilecek şeylerin listesinde eksik bıraktığımız yerlerden pandemiler çıkıyor. O halde yarının da yaklaşık olarak bugün gibi olmasını dilemek veya bu dileğin gerçekleşmeyeceğinden korkmak hâlâ o kadar da şaşırtıcı değil. 

Bu tahmin edilebilirliği gündelik ilişkilerimizde de görmek istiyoruz. Sürdürülebilir ilişkiler kan bağına sahip olduğumuz insanlarla kurulabileceği gibi seçili aile demeyi sevdiğimiz dostlarla da kurulabiliyor. Epikuros’un güven vurgusu tam da buna işaret ediyor. Dosta duyulan güven sadece bugünün konusu değil, gelecekte de başa gelecek her tür felakete karşı bir dayanışma garantisi veriyor. 

Biyolojik bir tür olarak insana bakıldığında türün tüm üyeleri için geçerli olan bir ihtiyacı fayda gibi hep bir fazlalık içeren bir kelimeyle tanımlamanın doğruluğu tartışmalı hale geliyor. İnsanın duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasını bir fazlalık olarak gören tarafaysa ben hiç gelmeyeyim, su çok güzeldir eminim. 

Bu başlığın altındaki görsel One Piece isimli animenin izleyenleri ağlatan bir sahnesi. Uzun soluklu bir savaşın ardından yan yana savaştıkları bir dostlarına sessizce veda etmek zorunda olan bir korsan tayfasını resmediyor. İzlemeyenler için tarafımdan dolaylanmış meali: Yan yana çalışmak, çatışmak, üretmek de dostluğu perçinliyor. 

Geçen sayıda çalışmak zorunda olmanın küçümsenişini konuştuğumuzu hatırlayanlar belki şimdi benimle aynı şeyi düşünmekteler. Devasa taşların yerlerinden kaldırılıp piramitlerin tepesine koyulması örgütlü insan gücüyle mümkün olmuştu. Çalışmak zorunda bırakılan insanların örgütlü gücüyle. Şimdi bu büyüklükte fiziksel ve düşünsel taşların altına dostlarımızla beraber elimizi koymanın vaktidir belki. Zira aşk gibi dostluk da örgütlenmektir!

Bir Nevi Kaynakça

  • Friends Reunion dostluk üzerine düşündüklerimi derleme ihtiyacı duymama sebep oldu. 
  • Hemen sonra da bir zaman önce izlediğim Arkhe Projesi’nin Youtube kanalındaki şu video geldi aklıma. Konuşmaya Hüseyin Deniz Özcan’la Sercan Çapraz’ın onuncu dakikada bıraktığı yerden başlamayı denedim. Onlar politik teoriye dostluğun uygulanmasıyla ilgili konuşmaya devam ettiler.

On beş gün sonrası için bugünden sözler vermek zor olsa da bu ara aklımda yoğunlukla ilişkiler hakkında düşünceler var. Bu yüzden on beş gün sonra bu konuda konuşmaya devam ediyor olmam muhtemel. Hakkında konuşmak istedikleriniz olursa beni durdurup yeni konu başlıkları açmaktan çekinmeyin dilerim. Bugün 29 Mayıs. 12 Haziran’da görüşmek dileğiyle…

Yorumlar

Yorum bırakın